Php kodlarını karıştırmak ( Obfuscation )

Php kodlarını karıştırmak ( Obfuscation )

Obfuscation nedir? Kelime anlamından da anlaşılacağı üzere Obfuscate "karıştırmak" demek. Bir çok yazılımcı yazdığı kodların kendisi dışında ki bireyler tarafından incelemesinden hoşlanmaz. Bu durumda devreye obfuscator dediğimiz...
Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk...
Yeni Başlangıçlar

Yeni Başlangıçlar

Bazen yeni başlangıçlar yapabilmek için bazı şeylerin üstünü çizmek gerekir. Bunu fark ettiğimde önümdeki kağıda bir şeyler yazmaya çalışıyordum. Yanlış giden bir cümleyi hiç düşünmeden karalıyor ve yeniden yazmaya başlıyordum. Sonra fark ettim ki üstünü çizdiğim her kelimenin ardından daha iyi cümleler çıkartıyordum . İşte hayatlarımızda tıpkı bu şekilde ilerliyor. Bazen bir şeyler yolunda gitmiyor ve eksiklik hissediyoruz. Bazense çok fazla oluyoruz. Fakat hiç bir şekilde bu anların üstünü çizmek girişiminde bulunmuyoruz. Gerçi hangi yazar tereddüt etmemiştirki cümlesini karalamadan...
Hayata tutunmak için yüzünü yıkayan insanlar..

Hayata tutunmak için yüzünü yıkayan insanlar..

Uzun bir süre sonrasında aynaya baktığınızda gördüğünüz yüz görmek istediğiniz yüz değildir artık. Değişmiştir. Gözleriniz biraz daha çekilmiş, kaşlarınız biraz daha çatılmıştır. İşte bu sebeple uzaklara dalıp gidişlerinizin anlamı olur saçlarınızdaki beyazlık. O eski masumiyeti göremezsiniz artık baktığınız aynada. Gözlerinize yansıyan benliğiniz aslında size ait değildir. Aynanın karşısına dikilip kendinize baktığınız ilk andan itibaren bilirsiniz. Bilirsiniz ki artık o siz değilsiniz. Sonra ansızın arkanızı dönersiniz ve gelmişe, geçmişe hatta geleceğe küfretmeye başlarsınız. İşte o...

Anarşi dolu sevdalarımız..

Özgür olmalıydı insan. Her nefesiyle, her düşüncesiyle özgürleşmeliydi. Özgürce sevişip doğasının en derinlerine inebilmeliydi. Mümkün müydü böyle bir şey? Özgürce sevmek, sevilmek. Hissetmek bir tenin sıcaklığını.. Böylesi bir toplumda nasıl özgür olabilirdi insan? Masum bir dokunuşun adı bile cehenneme varıyorken ne kadar rahat sevişilebilirdi kapalı kapılar ardında? Bu ülkede bir çiftin sarılması bile cezalandırılırken sevmek, tenine dokunmak gibi illegal işlere kalkışmıştım oysa. Günahkardık. Anarşiyle yanıp tutuşan iki günahkar.. Şimdi ben asılırım saç tellerinde, sen adı çıkmış bir...

İyi geceler

Kapkaranlık bir gecenin altında soluklanmak teninde. Biraz mırıldanmak, birazda sarkılmak kirpiklerinden. Düşmemişsem eğer gözlerinden, gözkapaklarına sığınmak. Hiç ölmeyecekmişçesine nefes almak dudaklarından. Hapsolmak geceye sıcaklığınla, en derinlere, en derinlerine. Şimdi en derinlerindeyim, benimsin.. Şimdi tüm iyi gecelerimsin. Varolmuş ve varolacak tüm iyi...