Modern insanın içler acısı hali

Evren bir gizem, yaşam ise bu gizeme "ne ve nasıl" tepki vereceğimizi ölçmektedir. Peki kaç insan bunun farkında?

Saatler sonra sabah olacak, insanlar var güçleriyle işlerine koşacaklar. Simitçiler, öğrenciler, esnaflar zaruri uyanışlarından sonra yaptıkları işin ölçmedikleri gerekliliğini yerine getirecek. Gündelik olaylara tepkiler verip yeme içme işlemlerinden sonra tekrar eve dönme telaşına düşecekler. Bu durum yılın büyük çoğunluğunda değişmeden tekrar eder. Kısa tatillerde ise çalıştıkları gerçeğini unutmaya çalışırlar. Uzun tatiller ise unutmayı başardıklarına inanırlar.

Okullarda öğrendiğimiz derslerin gerçeklikle ilgisini hiç düşünmeden öğrenmiş nesilleriz. Büzüşme, yoğunlaşma, hız ve zaman arasındaki bağlantılar sınıfın içinde konuşulan bir dildi. Dışarı çıkınca futbol maçlarından, şarkıcılardan bahseden kitlelere dönüşüyorduk. Televizyon kanallları magazin ve sporla beynimizi işgal etmişti çünkü. Önemli olan şey onlarmış  gibi yapıp duruyorduk. Akşam izlediği maç sonu tartışma programı denen ve aslında hiçbir şeye yaramayan zımbırtıları sabah tekrar edince birey olduğumuzu hissediyorduk. Şarkıcı, türkücü tiplerin hayatları masalsı anlatılırdı. Sistem baştan çürüktü yani.

Peki hangi birimiz Dünya gezegeninin uzaydaki karanlık boşlukta hiçbir şeye dayanmadan öylece hem kendi etrafında hem de güneşin etrafında dönmesinin gerçek mucize olduğunu düşündük? Tersi olarak bir kalecinin iki kurtarışı, bir futbolcunun attığı gollerle maçın tersine dönmesine mucize diyorduk. Şarkılar büyüleyici gelirken yıldızlar beyaz lekelerden ibaretti.

1940-50-60 yılları arasında New Yorkta elektrikler tümden kesilir. Şehirdeki yetkili şubelere sayısız garip telefon gelir. Arayanlar gökyüzünde anlam veremedikleri parlak nesneler olduğunu söylerler. Acil durum beyan ederler yani. Oysa baktıkları şey yıldızlardır. Bu gerçek bir olaydır ve modern insanın içler acısı haline özettir.

Fotoğraf bir sanatçının ışık kirliliği olmadan şehirlerin görünüşünü tasarlaması sonucunda ortaya çıkmış bir eserdir. Peki sadece evrene mi bu kadar duyarsızız ? Hayır tabiki, sayısız şeye duyarsızız. 

Yaşama isyan ettiren, ölümü unutturan bir ağırlık var üzerimizde. Gerçekte önemi olmayan şeyler uğruna deli gibi koşturuyoruz.

ÖNCEKİ

Süregelen kadın erkek sorunsalı

SONRAKİ

Boynundan tutup yukarı çekerek başakların büyümesine yardımcı olamazsın

İlginizi Çekebilir