Korkular üzerine

Karşılaştığımız problemlere karşı olan sorun çözme yeteneğimiz korku ve heyecan anında daha etkilidir. Yaptığı işe karşı heyecanı olmayan, karşılaştığı sorunlarda en ufak korku yaşamayan insanın başarısız olma ihtimali diğerlerine oranla daha yüksektir. 

Herhangi bir insanın lise ve üniversite döneminde yaşadığı telaşı göz önüne getirin. Hayata karşı olan mücadelesi artık başlamıştır. Gelecek kaygısı, ne yapacağını kestirememesi vb. bir çok düşünce bu insanı daha derin düşünmeye ve harekete geçmeye zorlar. Bu kuşku ve korkular kahramanımızın neler yapabileceğini, ne işlerle ilgilenebileceğini deyim yerindeyse kendi öz yeteneğini sorgulamaya iter. Nihayetinde hangi yolu seçeceğini bizzat bu korku dönemi belirleyecektir. 

Geleceğe dair hiç bir kuşkusu olmayan insan ya aileden şanslıdır ya da onu hayata bağlayan şeyi, bir amacı sahiplenememiştir. Açık denizde sürücüsü olmayan boş kayıktan farkı yoktur bu insanın. Suyun ve rüzgarın gidişatı belirleyecektir artık onun yolunu. Ya bir kayaya çarpacaktır ya da kaybolacaktır gözden. Taoculuğun özünde ki boş kayık anlatısı gibi düşünmeyelim orada anlatılan çok başkadır. 

Yeni bir üniversite kazandığınızda yaşadığınız heyecanı düşünün. Sizi kilometrelerce uzakta bekleyen, yeni bir yerleşkenin, yeni bir hayatın kapılarını aralayacaksınız. Sizi bekleyen şeylerin neler olduğu düşüncesi, farklı bir hayata ayak uydurabilir miyim telaşı ve daha nice kuşku, korku, heyecan; sizi bu duruma önceden hazırlamaya başlayacaktır. Çevrenizdeki insanları nasıl seçeceğinizi düşünecek, ne gibi ortamlara gireceğinizi önceden kararlaştıracaksınız. Nihayetinde koca bir üniversite öğrenimini verdiğiniz bu kararlar neticesinde tamamlayacak; gerek başarılı, gerek başarısız bir sayfayı daha geride bırakacaksınız. 

Hayatın uzun bir döneminde, hatta onbinlerce yıldır insanoğlunu hayatta tutan şey yaşadıkları korku ve bu korkuya karşı verdikleri tepkiler olmuştur. Sadece insanoğlunu bir kenara bırakacak olursak hayvanlar da bunca zamandır korkuları ve bu korkulara verdikleri tepkiler sayesinde hayatta kalabilmiştir. Doğanın işleyişi gereği hayatta kalma iç güdüsü korku ile birebir ilişkilidir. Ceylanlar, avcı hayvanlara tepki olarak koşmaya başladıkça nesiller boyunca daha hızlı olacak şekilde evrilmişlerdir. Hayvanlar konusunda bu tür örnekler sayılamayacak kadar fazladır.

Nitekim biz insanoğluysa binlerce yıldır sadece avcı hayvan türlerine karşı değil, kendi türümüze karşı da korku beslemişizdir. Korkuya karşı olan tepkimiz binlerce yıl önce taş ve sopayken, bugünlerde binlerce kilometre uzağa fırlatılabilen balistik füzeler olarak gelişim göstermiştir. 

Kısaca dostlarım, hayatınızın büyük bir bölümünde bir şeylere karşı korkular besleyerek yaşamanız muhtemeldir. Bu önemli değil. Önemli olan bu korkulara karşı verdiğiniz tepkilerdir. Korku ve heyecan iyidir. İnsanı diri tutan, hayata bağlayan ve gelişimini destekleyen yegâne şey korkunun ta kendisidir.

ÖNCEKİ

İlerlemenin yolunu gösteren sırlar

SONRAKİ

Yaşadığın her şeyi hak ettin !

İlginizi Çekebilir