Hüsnü Arkan sesinde bir akşam

Hüsnü Arkan dinlerken ortamda oluşan nostaljik havanın farklı bir tadı var. Acısı olana bir kat daha acı ekliyor, hüznü olmayanı hafif düşünceli tavra sokuyor. En umursamaz insanı bile uzaklara baktıracak kıvama getiriyor. Hani böyle bir kadeh şarap içmişsin de içtiğinden bir şey anlamamışsın ardından ikinci kadehi hızla içivermişsin. Sonrasında hafiften kızaran elmacık kemikleri, hüzünle karışık dışa vuran küçük tebessümler, göz önüne getirilen iyi veya kötü anılar ve daha nicesi…

Bir şarkısında yağmurlardan bahsediyor mesela. İnsanın içini delik deşik edişini, yeri geldiğinde yağmurdan kaçmak için sığınacak bir yer aradığını anlatıyor. İçeride bir yerler kanıyor ki kaçıyor bir şeylerden, kaçıyor bir yerlerden. Hüznün ve çaresizliğin hangi noktasında yazılabilir böylesi şarkı? Düşündürüyor işte, hiç derdi tasası olmayan insana bunları düşündürüyor. En sonunda buradan kendine de pay çıkarıyor insan. Yıllarını heba edişini, sevdasına verdiği gençliğini, yaşayamadığı güzel günleri düşünüyor.  Müslüm Gürses’in “Her şeyi al, bana beni geri ver” dediği yerde buluyor kendini bir anda. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmama ihtimali biraz yüreğini burkuyor. O eski heyecanı, o eski samimiyeti bulamamak düşüncesi ve ardından gelen sarsıntı biraz acıtıyor.

Nitekim şarkı bitiyor, biten sigaranın üzerine bir sigara daha yakılıyor. Gelene, geçene, senelerce beklenen insana, yaşanan kötü anılara her şeye veda etmek vakti geliyor.  Hiçbir şey olmamışçasına yeni şarkısını açıyor ve hayatına kaldığı yerden devam ediyor :)

ÖNCEKİ

Bir takım seksist şeyler

SONRAKİ

Bu memlekette 'Umut' sadece bir erkek ismi

İlginizi Çekebilir