Erkek olmakta zor vesselam

Biliyorum, şu hayatta ne olursan ol! Mutlak suretle zordur. Kelebek olmadan evvel tırtıl olup sürünmek gerekiyor. Kelebek deyince klişe olarak herkesin aklına ''Bir hafta yaşarlar'' düşüncesi gelir. Kelebeklerin bazı türler mevsimleri değiştirecek kadar uzun süren göçler boyunca hayatta kalır. Bazen bu yolculuk Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya kadar uzanabilir. Kelebekler sürü halinde bu uzun yolu kateder. Verdikleri molaları var mı ?yok mu? hatırlamıyorum. Zaten bu bilgiyi de ortasına denk geldiğim güzel bir belgeselden edinmiştim. Konu kelebekler değil zaten neden kelebeklerden bahsettim bilmiyorum. Basit bir örnek verip konuya akışkan bir geçiş yapayım derken Brezilya'nın yeşil ormanları üstünde uçan kelebekler geldi aklıma. Onların hayatı da zor vesselam.  Ganj nehrinde balık olmak da zor, Afganistan'da doğmak da. Çok şey mutlak suretle zor. Diğer bütün zorluklarla kıyaslamayın diye önceden her şeyin zor olduğunu belirtiyorum. 

Toplumsal tepkiyi sevmediğim ve tahmin ettiğimden mütevellit hep savunma modundayım. Şu mütevellit kelimesinin de aslında ne anlama geldiğini bilmiyorum. Bülent Ersoy'dan öğrendiğim bir kelime. Onun cümle içindeki kullandığı anlamda kullanıyorum. Yahu şimdiden ne kadar yazdım yine...

 Efenim, erkek olmak da zor. Kadınlar çoğu erkek tasviri için ''Odun, öküz, duygusuz'' gibi güçlü ve duyarsız kalıp tanımlar kullanır. İtiraz ederekten bunların tamamen zırvalık olduğunu beyan ediyorum. Erkek haddinden fazla kırılgan bir canlıdır. Hem bu iddia mı fizik de destekler. Sert olan her şey bükülmek yerine kırılır. Görünürde çok sert, güçlü, babayiğit duran bu erkek soyu ağlamaz. Bunun yerine doğrudan yaşlanırlar. Duygunun ifade edilemeyişi veyahut sığlık olarak algılanacak olan bu durum tam aksine aşırı duygusal olmaktan kaynaklanan bir şey

   '' Erkekler ağlamaz, doğrudan ölür ''

 Peki ama biz erkekleri kamikaze şekilde öldüren bu durumun nedeni nedir? Tarihin dibine doğru yola çıkıyoruz. Klanlar dönemine gidiyoruz...   Erkeğin fiziksel özellikleri güç anlamında kadından daha önde durur. Otomatikman fiziksel zorlukların yiğidosu erkek olmuştur. Antik kültürlerden günümüz Anadolu'suna uzanan bir gerçekliktir. Erkekler kendi aile sınırları içerisinden yer alan kadınları, çocukları, malı mülkü diğer canlı türlerine karşı korumakla kalmadı, kendi türündeki erkeklere karşı da korumalıydı. İlk koruma dürtüsü nasıl başladı en ufak bir fikrim yok. Ama bu dürtü çok karın ağrısı sonuçlara neden oldu. Çünkü ''En iyi savunma güçlü hücumdur'' denilen bir strateji vardı. Tipik Amerikan kafası. 11 eylül olaylarını bahane eden ABD tehlikeyi yok etmek için saldırgan bir tutum geliştirdi. Bu yeni bir şey değildi. İnsanoğlunun çok eski çağlardan beri yanında olan bir şeydi. Koruma dürtüsü korku kaynaklıydı. Korku ise saldırgan yapıyordu. İşte bu zincirleme saldırganlığın yani koruma dürtüsünün kaynağı oluyordu. Kısır döngü. 

  Ne de güzel anlatıyorum değil mi? Aldım başımı gidiyorum. Erkek olmanın zorluğundan bahsediyordum. Varoluşsal krizler yaşamadan doğrudan kalıplara uyan erkekler kadınların ve toplumun beğendiği, onayladığı muazzam erkeklerdir. Çalışır, para kazanır, ev araba alır, evlenir. Evlenmek isteyen kadın profili için bu unsurlar olmazsa olmazdır. Bazı zeki geçinen kadınlar ise bunun yanında erkeğin duygusal, anlayışlı, romantik bla bla bla gibi özellikleri de olsun istiyor.  O özellikleri olan erkeklerin hayatta tutunma şansı olmuyor. Bu yüzden kadınlar aşk romanlarını çok sever. Yanındaki odun dediği erkeğe katlanabilmenin yegane yolu travmatik sorgulamaların sonucunda kafayı kırmış bir erkeğin yazdığı ütopik öykülerdeki duyguyu alıp yanındaki erkeğe sos diye döker.  

  Erkek olmak zordur. Çünkü toplum acınası şekilde erkeğin omuzları üstüne ağırlık koyar. Yetmezmiş gibi kadınlar da bu ağırlığı hissettirir.  Sorgulamamak için çırpınıp durur. Aptallaşmak için dua eder. Sonra kabullenir. Kalıba girer...  

İlkel olan niteliklerimizi bugün bile koruyoruz. Birbirimize dosttan çok düşmanız. Böylesine berbat ve çarpık dişli içinde yaşıyoruz. Bu yaşamın birincil kuralı; kimin yaşayamıyor olduğu umurunda olmamalı. Bu yüzden yaşamaktan korkan koca bir herif oldum. Korkuyorum, duyarsız kalamadığım veya kaldığım için. Toplumun dayattığı o iş hayatına adapte olup ikiyüzlü olamadığım için pişman değilim. Fakat yapamadığım için suçlanıyorum.

Ben doğmandan cinsiyetimin bana giydirdiği Barbar Conan, Dehşetli Viking savaşçı profili ağırlığında ezilirken Gökyüzüne bakıp Allah'ın sanatına nasıl hayran kalabilirim ki? Bir yandan Secde edip diğer yandan yenilmez kükreyişler yapmalı mıyım? Bir kadına neden onun koruyucusu olduğum hissettirmek zorundayım? Daha bilincim oluşmadan erkeğin gerekirse gözünü kırpmadan ölmesi gerektiği anlatıldı bana. Savaşlarda ölen kahramanlar. Savaşlar neden vardı? Kimse bu kısmıyla ilgilenmiyordu. İlgilenenleri de ciddiye alınmamıştı.  Toplum buna engel olmuştu sanırım. Birileri ölmeliydi, birileri daha rahat yaşasın diye. Fakat öyle kolay da ölmezdi kimse. Kavramlar uydurdular önce sonra yığınla şey. Konunun bu kısmına fazla girmek istemiyorum ama yoruldum. Yaşamaktan yoruldum. 

Her gün farklı yüzlerdeki aynı insanlara aynı şeyi anlatmaktan. Anlayamadıklarını görmekten. Haberlerden, aşklardan.

ÖNCEKİ

Çölde bir özgür Mecnun

SONRAKİ

Süregelen kadın erkek sorunsalı

İlginizi Çekebilir