Değişim sadece dış görünüş değil..

Zaman ne çabuk geçiyor değil mi ? Geçmekle kalmıyor, geçiriyor da bir şeyleri. İnsan bu sürecin farkına bile varamıyor çoğunlukla. Her şeyin ilacı zaman diyen adamla sohbet etmeyi ne çok isterdim şuan, şu vakit.

Şöyle bir düşündüm de unutmam dediğimiz insanları unutuyor, o olmadan yapamam dediğimiz şeyleri en layıkıyla yapıyoruz ve yapmaya devam ediyoruz. Sonsuza denk sürecekmişcesine üzüldüğümüz şeyleri zaman içinde unutuyoruz. Hatta üstüne birde tebessüm ederek "Vay be buna mı üzülmüşüm! " diye yapıştırıyoruz ortaya şöyle en sağlamından. 

Acı dolu yaşadığımızı düşündüğümüz bu hayatın her anında her dakikasında yeni bir acı ediniyor, bir önceki acılara gülebilmeyi öğreniyoruz. Adına da tecrübe diyoruz sonra. Tecrübe. Ne büyük bir kelime..

Aylar boyunca düşlediğimiz o gözlere sahip olan kadınlardan vazgeçmek zorunda kalabiliyoruz ve aylar sonra o gözlerle karşılaştığımızda koskoca bir boşluk görebiliyoruz o gözlerde mesela. Koca bir boşluk, sıfır hissiyat.

Sahi ne değişti? Zaman mıydı bu hisleri yok eden? Alışmak mıydı o gözlerin yokluğuna? Yoksa değişen bizler miydik ?
Gelişmiş miydik ? Yeni hayallerimizde o gözlere bir yer bırakmamış mıydık?

Geçmişi geride bırakıp geleceğe bakarak yaşamayı öğrenmiştim. Yeni hayaller, yeni ümitler, yeni hedefler. Geçmişi unutmayıp onu benimsemiştim. İyisiyle ve kötüsüyle. 

Şimdilerde "Vay be! Ne kadar basit bir insanmış!" dediklerimin arkamdan gelişini seyrediyorum. Ne demiştik? Tecrübe.. Hayat insana yaşattığı tecrübeler kadar anlamlıdır oysa.

Kişisel gelişimime katkıda bulunan, bardağı bir damla daha doldurmama yardımcı olan bu insanlara her zaman minnettar kalacağım.

Bir yaş daha uzağım artık çocukluğuma, bir yaş daha yakın...

I could live in hope : Low - Lullaby

ÖNCEKİ

Orhan Hançerlioğlu - Düşünce Tarihi

SONRAKİ

Kendinden büyük kadınlarla birlikte olan erkek

İlginizi Çekebilir