Modern insanın içler acısı hali

Modern insanın içler acısı hali

Evren bir gizem, yaşam ise bu gizeme "ne ve nasıl" tepki vereceğimizi ölçmektedir. Peki kaç insan bunun farkında?Saatler sonra sabah olacak, insanlar var güçleriyle işlerine koşacaklar. Simitçiler, öğrenciler, esnaflar zaruri uyanışlarından sonra yaptıkları işin ölçmedikleri gerekliliğini yerine getirecek. Gündelik olaylara tepkiler verip yeme içme işlemlerinden sonra tekrar eve dönme telaşına düşecekler. Bu durum yılın büyük çoğunluğunda değişmeden tekrar eder. Kısa tatillerde ise çalıştıkları gerçeğini unutmaya çalışırlar. Uzun tatiller ise unutmayı başardıklarına...
Süregelen kadın erkek sorunsalı

Süregelen kadın erkek sorunsalı

Sanki kadınlar binlerce yıl evvel işgal etmiş Dünya gezegenini. Uçan dairelerle gelip erkekleri sömürge etmiş. Kah Antik Mısır'da Kleopatra olup piramitler inşa ettirmiş, Kah Nebukadnezar'a Babil'in Asma bahçelerini yaptırmış. Babür Şah'ına aşkı bulaştırıp Taç Mahal'i ortaya çıkartmış. Sonra bir benzeri olmasın diye çalışan bütün işçilerin ellerini kestirmiş.Kadın ve erkek arasında iki cinsiyet farkından öte iki tür farkı var gibi geliyor. Erkekler nesiller boyu ezilmiş, sömürülmüş de kadını köle yerine koymuş. Hep ezmeye kalkmış ama hayatını da kadının dizinin dibine kurmaktan...
Erkek olmakta zor vesselam

Erkek olmakta zor vesselam

Biliyorum, şu hayatta ne olursan ol! Mutlak suretle zordur. Kelebek olmadan evvel tırtıl olup sürünmek gerekiyor. Kelebek deyince klişe olarak herkesin aklına ''Bir hafta yaşarlar'' düşüncesi gelir. Kelebeklerin bazı türler mevsimleri değiştirecek kadar uzun süren göçler boyunca hayatta kalır. Bazen bu yolculuk Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya kadar uzanabilir. Kelebekler sürü halinde bu uzun yolu kateder. Verdikleri molaları var mı ?yok mu? hatırlamıyorum. Zaten bu bilgiyi de ortasına denk geldiğim güzel bir belgeselden edinmiştim. Konu kelebekler değil zaten neden kelebeklerden...
Çölde bir özgür Mecnun

Çölde bir özgür Mecnun

Bir süre sonra ne oluyor biliyor musun? Her sabah uyandığında adını andığın kişi, hiç tanımadığın, hiç sevişmediğin, hiç görmediğin biri edasına bürünüyor. Adını duyduğunda titreyen benliğin artık dimdik ayakta durabiliyor ve belki küçük bir tebessüm bırakıyor dudağında. Yaşanan onca şeyin ardından kendi kendine sorular sormaya başladığın bir noktaya geliyorsun. Neden bunca zamandır onu düşündüğünü, değip değmediğini, nasıl oldu da dimdik ayakta durabildiğini soruyorsun mesela. Sonrasında her şeye rağmen gülümseyebilmenin ve 'buradayım ulan, dimdik ayaktayım! ' diyebilmenin gururuyla...
En büyük nezaket, her türlü resmiyetten uzaktır.

En büyük nezaket, her türlü resmiyetten uzaktır.

Nazik insanlara baktın mı? Onlardan daha egoist insan bulamazsın. Kibar birine bak, duruşuna, konuşmasına, bakışına, yürüyüşüne; kibar görünmek için her şeyi ayarlamıştır ama içte ego yönlendirir.Sözde alçak gönüllü insanlara bak. Önemsiz insanlar olduklarını söylerler ama bunu söylerken onların gözlerinin içine, kendini ortaya koyan egoya bak. Bu çok kurnaz bir egodur, çünkü "Ben önemli biriyim" dediğinde herkes sana  karşı olacak ve herkes sana haddini bildirmeye çalışacak. "Ben hiç kimseyim" dediğinde, herkes senden yanadır, kimse sana karşı değildir.Nazik insanlar...
Parça parça hayal kurma teorisi

Parça parça hayal kurma teorisi

Ve belki bir gece ansızın vazgeçtiğinde tüm hayallerinden, bir adım daha yaklaşmış olur insan mutluluğa. Hayat, kurulan hayallerin umuduyla güzeldir oysa. Hayal kurmadan yaşamak değilde parça parça kurmak hayalleri, belkide en doğrusu. Gerçekleştirilen her hayal sonrası yeni bir hayal kurma döngüsü yani özünde. Olmadı mı? Yeni bir hayal kur. Olmadı mı? Bir daha kur. Tek seferde tüm hayallerinin gerçekleşmesini beklemek çok yorucu olmalı bir insan için. Ne kadar çok hayal kurarsa o kadar canı yanarmış insanın derler oysa. Derler, evet her zaman bir şeyler derler. İnanıyorum ki bu cümleyi ilk...